Politeknik eğitim çok yönlü gelişkin bireylerin yaratılması şiarıyla oluşturulmuş, bilimsellik temelinde şekillenen ve eğitimi toplumsal eşitlik, kolektivizm anlayışıyla yönlendiren bir eğitim modelidir. Eğitimin parasız ve eşit olanaklarla herkese ulaştırılması ilkesi sosyalist eğitimin en önemli ilkelerinden biridir. Ancak sosyalizmin eğitim alanındaki olanak ve hedeflerini bundan ibaret görmemek gerekir. Sosyalizm her şeyden önce sınıfsız toplumun yaratılması doğrultusunda atılan bir adımdır. Komünist bir dünyanın sınıfsız, kolektif ve çok yönlü gelişmiş bireylerden oluşan toplumunu kurmanın en önemli koşuludur. Hedeflenen, sosyalizmin çok yönlü gelişkin insanının yaratılmasına başlanmasıdır. Sosyalizm, eğitimi de bu doğrultuda ele alır.
Bu eğitim modeli, bireylerin sadece iş gücünü değil, aynı zamanda toplumsal gelişimi de etkileyebilecek bilgi ve becerilere sahip olmalarını sağlar. Sosyalist eğitimde, bilim ve eğitim halkın yararına olmalı ve her bireyin bilgiye ulaşmasını güvence altına almalıdır. Eğitimde gerçek dönüşüm; eşitlik, özgürlük ve bilimsellik ilkeleri doğrultusunda politeknik ve sosyalist anlayışla mümkün olabilir.
Politeknik eğitim, diyalektik materyalist felsefeye dayanan anlayışa göre eğitimin genel amacı insanlar arasındaki barışı, kardeşliği ve adaleti sağlayarak sömürüye son verilmesine katkı vermektir. Marx ve Engels’e göre insanın çok yönlü gelişmesinin sağlanması temel amaç olmalıdır. Bu görüşe bağlı kalınarak politeknik eğitimle, bireyin zihinsel ve bedensel çalışmalarının birleştirilmesi gerekmektedir. Sosyalist sistemle, kuram uygulama bütünlüğü içinde öğretim ile eğitimin bütünleştirilmesine çalışılmıştır.
Politeknik eğitim, birden fazla meslek öğretmektense, öğrencilere bilimsel temeller ve teknik bilgi kazandırmayı hedefler. Bu eğitim modeli, öğrencilerin yaratıcı potansiyellerini geliştirmeye yöneliktir. Öğrencilere, temel mühendislik prensiplerini, mekaniği ve enerjinin dönüşümünü öğretirken bu bilgileri esnek bir şekilde uygulama yeteneğini de kazandırır. Bu sayede öğrenciler, kendilerine uygun meslekleri daha bilinçli bir şekilde seçebilirler. Sosyalist eğitimde, teori ve pratiğin uyumlu bir şekilde birleşmesi gerektiği vurgulanır. Bu eğitimde teorik bilgi, pratikle birleşerek öğrencilerin toplumsal koşullara uygun şekilde hareket etmelerini sağlar. Marx ve Engels, üretici emeğin erken yaşta eğitimle birleşmesini savunmuş ve bu sürecin toplumsal dönüşüm için güçlü bir araç olduğunu belirtmişlerdir. Öğrenciler, okulda öğrendikleri bilgileri üretim süreçlerine dâhil ederek teori ve pratiği birleştirir, böylece üretim sürecine saygı duymayı öğrenirler.
Politeknik eğitim, öğrencilere bilim ve tekniğin karşılıklı ilişkilerini ve bilimsel teknik ilerlemenin özünü kavratmayı amaçlar. Bu sayede birey, bütünü hakkında herhangi bir anlayışa sahip olmadığı üretim sürecinde sadece bir “araç” olmaktan kurtulur, sürece egemen olur. Bu aynı zamanda insanın üretim sürecine ve dolayısıyla kendine ve topluma “yabancılaşma”sına son verecek en önemli aşamadır. Politeknik eğitimde bireylere en temel teknik yöntem ve beceriler kazandırılır. Bu sayede işçi, farklı üretim alanları arasındaki temel bağ ve benzerlikleri kavrama ve bu temelden faydalanarak karşılaştığı her türlü problem ve yenilikle baş etme olanağını yakalamaktadır. Öğretilen temel, işçinin üretim sürecinin herhangi bir kesitine esir olmasının önüne geçer; ona farklı görevlere uyum sağlama esnekliği kazandırır.
Politeknik eğitimin ilkeleri yaşam boyu eğitim, bilimsellik, demokratikleşme, üretim için eğitim ve çok yönlü gelişimi sağlamaktır. Bu felsefi yaklaşımda diyalektik akıl yürütmeyi işe koyabilen bireyler yetiştirilmesi, eğitimle sınıfsal farkların kaldırılması ve tüm emekçilerin çocuklarının eğitilmesi amaçlanmıştır. Politeknik ve sosyalist eğitim anlayışı ile bütün çocuklar için kamusal ve parasız eğitim verilmesi esastır. Sosyalizm, bilim ve eğitimin burjuvazinin ayrıcalığı ve aynı zamanda da iktidar aracı olmaktan çıkarılabilmesi, teknolojideki her gelişmenin tüm toplum yararına kullanılabilmesi için her bireyin bilgiye ulaşmasını ve kendini yetenekleri doğrultusunda geliştirmesini güvence altına almıştır. Bu doğrultuda sosyalizmde eğitim her bireyin hakkı ve toplumsal gelişimin bir gereği olarak da sorumluluğudur.