AKP’nin MESEM Projesine ve Çocuk İşçiliğe Karşı Mücadele Edelim!
Bugünün kapitalist dünyasında insanlığın özgür ve adil bir şekilde yaşayamadığı gerçektir. Bu yaşayamama halinden, dünyadaki ve özellikle de ülkemizdeki çocuklar en ağır payları alıyor. İnsanlığın tarım devrimini gerçekleştirip yerleşik hayata geçtiği günden beri çocukların da içerisinde bulunduğu üretim faaliyetleri, büyüyen ve sermayenin kesesini dolduran kapitalizmin altında emek sömürüsünü gitgide arttırıyor. Gerçek bilimsel eğitim alması ve hayatı keşfetmesi gereken ilkokul çağındaki çocuklardan liselilere kadar öğrencileri içine sürüklüyor. Öyle ki çocuk işçilik kapitalizm için kar arttırmanın bir yolu olarak görülüyor, meşru sayılıyor. Bütün bunlar bir de AKP Türkiye’si ile buluştuğunda, AKP’nin yarattığı karanlıkta gençliğin başına getirdiği her felakete bir yenisini daha ekleyerek resmen “Bu böyle geldi böyle gidecek.” dedirtmek için toplumu duyarsızlaştırmaya ve kitleleri hizmet ettiği sermayeye boyun eğmeye zorluyor.
Tabii ki ülkemizde bu sistematik çocuk işçilik ve emek sömürüsü sadece AKP eliyle başlamadı ve yapılmadı. Türkiye kapitalizmini geliştirmek ve büyütmek için 1940’larda açılan meslek liseleri ve 1950’lerde onunla beraber açılan meslek yüksekokulları bu sömürünün adresleri olarak ortaya çıktı. Kapitalizmin Türkiye’de gelişmesiyle beraber tarımda mevsimlik işçilikten tekstile ve inşaata kadar çalışan milyonlarca çocuk işçi ve belki de bir o kadar çocuk işçi ölümü artarak varlığını sürdürdü. Patronlar için bulunmaz bir nimet olan meslek liseleri bu durumda en büyük rolü oynadı, emekçi sıra arkadaşlarımız için sömürü ve ölüm getirdi. Kapitalizm büyüyüp geliştikçe aygıtları ile insanlığı daha kötü bir geleceğe sürüklüyor ve gittikçe arttırdığı emek sömürüsü ile daha şiddetli ve karanlık yarınlar yaratıyor. Bugünün sermaye aracı ve silahı da ülkemizde AKP iktidarından başkası değildir.
AKP, yarattığı ekonomik krizlerin sonuçlarını örtbas etmek için ucuz iş gücü kaynakları yaratarak zaten bilimsellikten uzak olan örgün eğitimi iyice zayıflatıyor ve içini boşaltıyor. Bugün okullarda bilimsel eğitimlerden uzak çağın gerisinde kalmış ögeler ve dinî dayatmalar ile öğrenciler ezber bir eğitim sistemine zorlanıyor ve bununla beraber patronların cebine daha çok para koyabilmek için emeklerinin sömürülmesine maruz bırakılıyor. Okul sırasından tamamen uzak, uzun saatlerle staj denilerek düşük ücretlerle çalıştırılmak eğitim değil; neoliberal dünyanın modern kölelik kavramını ortaya koyuyor. Bugün ülkemizde yüz binlerce çocuk işçi emeğinin gerçek karşılığını alamadan mobbingle, baskıyla, ağır çalışma koşullarıyla sömürülüyor ya da iş kazası denilerek cinayetlere kurban gidiyor. Bunun ülkemizdeki en büyük mimarlarından birisi olan AKP ve sermaye sınıfı da MESEM adı altında emek sömürüsünü ve çocuk işçiliğini meşrulaştırmaya çalışıyor.
Dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemeyeceği gibi ülkemizde de yoğun çalışma saatleri ve düşük ücretlerin gençliğe dayatılmasına sessiz kalınamaz. Meslek liseliler haftanın sadece bir günü okula gidip kalan günler staj adı altında işyerlerinde tam mesaili bir işçi gibi çalışmaya zorlanıyor, kimi zaman kullanmaması gereken iş makinelerinin kullanımına zorlanarak katlediliyor. 2024 yılında en az 71 çocuk işçi, bu yılın ise sadece yarısında 28 çocuk işçi iş cinayetlerinin kurbanı oldu. Burada anılanlar sadece sayı değil, ne dokuzuncu sınıf öğrencisi Arda’nın ne de 12 yaşındaki Eyüp’ün bir sayı olmadığı gibi… Onlar diğer yüz binlerce arkadaşı gibi kanları bu sistemin ve uygulayıcısı iktidarın elinde olan, hayalleri ellerinden alınan arkadaşlarımızdı.
Bugün ülkemizde hem kayıtlı hem kayıtsız yaklaşık 4 milyona yakın çocuk işçi olduğu tahmin ediliyor. MESEM zorlaması ile yollanan sıra arkadaşlarımızın yanında ülkemizde yaşatılan büyük ekonomik krizlerle de ailelerine bakmak zorunda hisseden hayatta kalma mücadelesi veren milyonlarca çocuk işçi haksız ve kötü koşullar altında asgari ücretten dahi düşük ücretlerle çalışmaya gerekirse de ölmeye zorlanıyor. Çocuk işçiliğinin yasaklanması gerekirken ülkemizde gençlik kendi geleceklerini inşa edemiyor, hayal kuramıyor, karanlık bir geleceğe ve sömürüye mahkum ediliyor.
Dünyada her gencin eşit ve bilimsel eğitim almaya hakkı olduğu gibi, bizim de var. Her gencin henüz çocukken çalışmaya zorlanmama, çalıştırılmama hakkı olduğu gibi, bizim de var. Bizler, sermayenin ve onun aracı AKP’nin yarattığı karanlığa karşı aydınlığı getirecek gençleriz. Bu yolda, 68 kuşağının öğrenci liderleri Harun Karadeniz, Deniz Gezmiş ve niceleri gibi, ülkemize ve emekçi halkımıza karşı sorumluluğumuzu alıp, ülkemiz ve sıra arkadaşlarımız için mücadelemizi sürdüreceğiz. 16 yaşındaki Emir hayallerinin peşinden koşacak planlar yapması gerekirken çalıştığı tamirhaneye gelen tır tarafından ezilerek öldürüldü. Bugün bu ölümlerin ve politikaların hesabını vermeyen iktidar yarın emekçiler ve gençlik eliyle yargılanmak zorundadır.
Bu yazı tabii ki de hayatlarının baharında can verenleri sadece anmak için yazılmış bir yazı değil. Bu yazı haksızlığa, sömürüye, eşitsizliğe ve bilimsel eğitimin tasfiyesine karşı hedef alınması, ses çıkarılması gereken noktayı göstermek içindir. Sermaye sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda sipariş edilen politikalar karşısında emekçiler ile gençliğin talepleri de yolu da kesişmektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e karşı ayağa kalktığı gün potansiyelini gösteren gençliğin, bu tabloyu tersine çevirmek için ancak emekçilerle bir arada durması gerekiyor.