Karma eğitime geçiş, tarih boyunca ilerleme ve kadın mücadelesinde kazanılan haklarla yakından ilişkili olmuştur. Aydınlanma ve eşitlik fikriyle birlikte kadınların da eğitim alma hakkına sahip olması gerektiği düşüncesi insanı merkeze alan, özgür düşünceyi ve bireysel gelişimi önemseyen bir anlayış ile yaygınlaşmıştır. Bunun sonucunda eğitim anlayışı da değişmiş; eğitimin yalnızca erkeklere değil, kız çocuklarına da verilmesi gerektiği düşüncesi güçlenmiştir. Böylece kızların eğitimi ve kız-erkek öğrencilerin birlikte eğitim görmesi anlamına gelen karma eğitim anlayışı gündeme gelmiştir.
Karma eğitim, yalnızca kız ve erkek öğrencilerin aynı ortamda eğitim görmesi değildir. Karma eğitim modeli, çocukların gelişim süreçlerinde hem pedagojik hem de sosyal açıdan çok katmanlı faydalar sağlayarak çağdaş eğitim sistemlerinin temelini oluşturur. Sosyal gelişim boyutunda bu model, çocukların küçük yaşlardan itibaren karşı cinsle bir arada büyümesini sağlayarak farklılıkları doğal bir süreçte anlamalarına, kabul etmelerine ve birbirleriyle sağlıklı, saygılı iletişim bağları kurmalarına olanak tanır. Okul ortamı, cinsiyet eşitliği ilkesinin somut olarak yaşandığı bir alan işlevi görerek adil ve eşitlikçi bir toplumsal yapının ilk temellerini burada atar. Öğrenciler sınıflarda, laboratuvarlarda ve sosyal etkinliklerde birlikte çalışırken ön yargıları yıkarak ortak bir yaşam kültürünü benimserler.
Nihayetinde bu pedagojik yaklaşım, bireyleri sosyal yaşamın ve toplumsal hayatın kaçınılmaz olarak heterojen ve karma olan yapısına erkenden hazırlayarak onların gerçek hayata uyum sağlama, empati kurma,ortak paydalarda iş birliği yapma ve kolektif yaşama yeteneklerini en üst düzeye çıkarır. Bu nedenle karma eğitim; bilimsel düşüncenin gelişmesi, insan haklarının önem kazanması, laik eğitim anlayışının yayılması ve kadın-erkek eşitliği düşüncesinin güçlenmesiyle ortaya çıkan bir eğitim anlayışı olarak değerlendirilebilir. Özellikle Aydınlanma düşüncesini benimseyen ve laik eğitim anlayışını geliştiren toplumlarda karma eğitim daha fazla yaygınlaşmıştır.
Gerici toplumlarda ise iktidarlar aydınlanma düşüncesinden korktukları için her dönem karma eğitimi hedef alırlar. 24 yıllık AKP iktidarı yarattığı gerici düzende şeriat naraları atan yandaşlarıyla karma eğitimi hedef tahtasına oturtmuştur. AKP yaratmak istediği ‘’dindar kindar nesil’’ ihtiyaçlarına göre eğitimi şekillendiriyor. Karma eğitim karşıtlığı, Taliban anlayışında olanların arzusudur. Karma eğitime ilişkin kanun teklifi veren HÜDA-PAR’ın verdiği her kanunun da her söyleminde de şeriatçı bir bakışla oluşturulduğu bizlerce bilinmektedir. Karma eğitime son verilmesi kız çocukları 9 yaşında evlenip, çocuk doğurabilir diyenlerin, toplumsal cinsiyet anlayışına karşı olan gericilerdir. Karma eğitime son verilmesi demek laikliğin, bilimin sonuna gelinmiş şeriat sevdalılarının iktidarda ve karar verici olması demektir.
Karma eğitim ile ilgili tartışmaların kendisi pedagojik ve bilimsel temellerde değil, gerici siyasal referanslarla tartışılmakta ve bunun olumsuz sonuçlarına da öğrenciler katlanmak zorunda kalmaktadır. Karma eğitimi bugün tartışmak bilimsel veya pedagojik değil politiktir. Erkek ve kız öğrencilerin karma eğitimine dinsel ve cinsiyetçi gerekçelerle karşı çıkmak ve tek cinse dayalı eğitimi savunmak, okulların sadece öğrenme değil; aynı zamanda çocuklar ve gençler için sosyalleşme mekânları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi, öğrencilerin cinsiyetlerine göre ayrıştırılması birbirinden tecrit edilmesi anlamına gelmektedir. ‘’Karma eğitim sona ersin’’ diyen gerici iktidar ve onun uzantısı olan tarikat ve cemaatler, bugün gelinen noktada zaten kız okulları ve erkek okullarının varlığından habersiz, okul içerisinde yaşanan pedagojik sorundan haberdar bile değillerdir. Zaten
eğitime erişilebilirlik çok zorken bir de karma eğitime yapılan bu saldırı, sistemin yapısal sorununun bir başka örneğidir.
2012’den bugüne karma eğitimi zaten neredeyse kaybettik. 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 eğitim sistemi (12 yıllık zorunlu kademeli eğitim), kağıt üzerinde zorunlu eğitim süresini uzatmış görünse de yapısal olarak kız çocuklarının eğitime katılımını ve örgün eğitimde kalma sürelerini olumsuz etkileyen boşluklar yaratmıştır. Özellikle kırsal bölgelerde ve yoksul ailelerde, kız çocukları ilk 8 yılı tamamladıktan sonra örgün eğitimden (fiziki okuldan) alarak açık liseye kaydettirilmiştir. Bu durum, kız çocuklarının ev içi emeğe (ev işleri, kardeş bakımı) yönlendirilmesini kolaylaştırmıştır. Bu da kadını evde sömürmek isteyen, aile yılı ile kadını eve hapseden ve ‘’kadının karnından sıpa, sırtından sopa eksik edilmemesi’’ gerektiği söyleminde bulunanların eğitime politik hamlesidir.
Gericilerin bakanı Tekin, gerçekliği sorgulanan bir şekilde ‘’ailelerin karma eğitime çocuklarını yollamak istemediğini, kız çocuklarının daha iyi bir eğitim alması gerektiği için karma eğitimi yanlış bulduğunu’’ sürekli dile getiriyor. Tekin’e sormak gerekiyor. Aileler çocuklarını çocuk istismarcılarının olduğu tarikat ve cemaatlerden, MESEM’de patronların insafına bırakılan işyerlerinden, pedagojik eğitimi dahi olmayan öğretmenlerden, bilimin yerini hurefelerin aldığı müfredatlardan çocuklarını nasıl koruyacak?
Bu saldırılar; bilimsel, laik, eşit eğitime açıkça bir saldırıdır. Asrın yanlışı yozlaşmış düşüncelerin iktidarda, kamusal alanda, okulda, sokakta ve çocuklarla yan yana geldiğiniz her alanda savunulması ve toplumun bu düşünceler ekseninde şekillendirilme arzusudur. Bir kaç gerici, bilimsel araştırması taraflı ve şeriat sevdalısı olanların yaptığı araştırmadan ‘’yüzyılın pedagojik yanlışı’’ ve başka kapitalist ülkelerde de karma eğitimin yanlış olarak kabul edildiği olarak bahsedilmesi, neden lise sıralarından üniversitelere, işyerlerinden sokaklara kadar laiklik ve sosyalizm mücadelesinin yükseltilmesi gerektiğini bir kez daha bizlere hatırlatmaktadır.
Bu yazı Sosyalist Liseliler dergisi 42. sayısında yayımlanmıştır.